Bir Kitap Anısı
6 sınıfta elimize verilen belirli zorlu derslerden biriydi okuma dersi ve benim elime aldığım ilk kitap bir klasik olan şeker portakalıydı, tabi ki daha önce bir çok kısa kitap okumuş hiçbirinin içinde ki değeri anlamıştım. Şeker portakalı'da öyle oldu. 1 sene kadar elimde süründü ve ben kitap okumanın verdiği acıyı sevmiyordum. Bir arkadaşımın önerisi ile elime aldığım ve heyecanla bitirdiğim ilk kitap bir genç kızın gizli defteri oldu ve beni bu büyülü dünyanın bir parçası haline getirdi. Gel görelim konumuz bugün bu değil.
Bir gün adlı kitabın son 25 sayfası kalmış elimde ve ben bir heyecan okuyorum. Önce bana sonra elimde ki kitaba baktı ve dedi ki;
''Kitap mı okuyorsun? Ben hiç okuyamam, çocuklarımda öyle.''
Bende çok rahat bir şekilde karşılık verdim.
''Evet. Ben çok seviyorum.'' Bana döndü ve ağzımı açık bırakacak 2 cümle kurdu.
''Ne anlıyorsun?Ne faydası var ki?''
Ben ona, o bana bir süre baktık birbirimize...
O an aklımdan neler geçti bilmiyorum. İçimde bir acı koptuğu kesin.Elimden geldiğince rahat cevaplamaya çalıştım sorusunu...
''Cümleleri daha iyi anlayabiliyorum. Türkçe'm gelişiyor dedim.''
Ters bir şekilde cevap verdi tekrardan.
''Ee bizimde türkçemiz gayet yerinde..'' Gelin ben şimdi ne diyeyim.
Başladım sıralamaya.
''Öyle değil! Kelime dağarcığım genişliyor. Cümle yanlışlarını kolayca anlayabiliyorum. Bu sadece dil artısı dedim. Karakterler ne yapıyorsa ben de onu yapıyorum. Uçuyorum,maceraya atılıyorum.''
Baktı bana ve bir şey demeden gitti.
Bende içimde ki kızgınlıkla kalakaldım ortada...
Bu kadar basit miydi insanlar için kitap, yani iyi ki dedim bugün biraz daha.
İyi ki arada ki o incecik farkı göre bilenlerdenim. İyi ki kitapların faydasını biliyorum dedim. Çünkü kitap okumanın değerini bilemeyen o kadar çok insan var ki...
Yorumlar
Yorum Gönder